umutlarını ve hayallerini her zaman avuçlarında tutan ve onlara sımsıkı sarılan genç bir kızın öyküsü bu…çok küçüktü yaşı daha,çocuk değildi belki ama herşeyi öyle düşünür ve herşeye öyle sevinirdi,kalbi tertemizdi…okulluyudu ve bir yandan derslerini çalışırken diğer yandan çok sevdiği genci düşünürdü geceleri…geleceğinde o gençte vardı güzel kızın ve hayallerinin bir parçasıydı o genç…çok seviyordu belki tapıyordu ve kimi zaman sevdiği genç çocuk için ailesini kırıyor derslerini asıyordu güzel kız…bunları yapıyordu,yapıyorduda gün geldiğinde celladı olacacağını bilmiyordu…zaman aşkla sevgiyle kimi zaman küçük kaçamaklarla gelip geçti.ve birgün geldi güzel kız okul çıkışında koşarak gitti sevdiğinin yanına ve o günden sonra ortadan kayboldu annesinin meleği babasının gözbebeği ve kardeşinin biriciği…arandı heryerde ama bulunamadı,umutları tükenmedi kimsenin ve birgün dönecek dendi,lakin kara haber ulaşıncaya kadar…güzel kız bir çöp konteynırında ölü bulundu,başı vücudundan ayrılmış,gövdesi bir gitar kılıfında başı ise bir çuvalda…aile şok olmuş evlat acısıyla kahrolmuştu…anne meleğini,baba gözbebeğini kardeşse biriciğini kaybetmişti,hemde adice…yürekler yanmıştı ve herkes gözyaşlarına boğulmuştu,belki herkesin evladı değildi güzel kız ama,vahşice katledilişi üzmüştü herkesi…genç bedeni toprağa verildi güzel kızın,otopsiler yapıldı ve acı gerçekler bir bir ortaya çıktı,düşünülmesi zor ve istenmeyen herşey beyaz bir kağıt üzerinde otopsi raporuydu…güzel kız haince katledilmiş başı testere ile kesilmiş ve kimsenin bilmediği kimbilir daha neler çekmiş…türkiye ayaklanmış,çünkü günler geçmesine rağmen katil bulunamamış…önemli bir not katilde memleketin zenginlerinin birisinin yeğeniymiş,yani para çokmuş…heryerde aranmış ama bir türlü bulunanamış…şehrin emniyet müdürü çıkıp açıklamalar yapmış ama bir türlü katili bulduramamış,öyleya polis ne yapsın,emniyet müdürü bir işi beceremedikten sonra…zamanla her imkan sağlanmış katilin bulunması için ama sözüm ona çocuk yer yarılmış yerin dibine girmiş…aylar sonra ilin emniyet müdürü başka bir ile vali olarak atanmış ve işin içinden sıyrılmış,zira kalsaydı katili buldurmayacaktı çünkü ahbapları hükümet dostlarıda zenginlerdi…kısa zaman sonra ile yeni bir emniyet müdürü atanmış ve ilk olarak güzel kızın katili ile ilgili olarak açıklamalarda bulunmuş…bu öyküyü yazan ulaş özer ise durumu şöyle yorumlamış…bir müdürün firarı 1.bölüm,2.bölüm ise yolda…yeni müdürün suikasti…
İşten yorgun gelmişim…
Yorgunluğu tüm iliklerinizde hissettiğiniz zamanlardan biri…
Kolunuzu kaldırmak istemezsiniz, yemek yemek bile büyük bir güç sarf etmektir… Lokmayı ağzınıza götüreceksiniz…
Çiğnemek de var değil mi? Ne zordur! Karnınız açtır hâlbuki…
Çok yorgunum diye bağırmak gelir içinizden ama yoktur o güç…
Neden böyle yoruldum diye düşünürken, anlarsınız yaşlandığınızı belki de…
Bu yüzden midir ki bu yorgunluk?
Bilmezsiniz…
Televizyonu dalgın seyrediyorum bu düşüncelerle. Ne seyrettiğimi bilmeden, sabahtan beri yorduğum beynimi boşaltıyorum…
Ta ki o acı fren sesini duyana kadar…
Evim işlek bir cadde kenarında… Minibüs ve otobüslerin inanılmaz gürültüsü ile dolu gün boyu… Özellikle minibüsler… Neden bu kadar kornaya basarlar? Yol kenarında ki her insanı sürekli taciz ederler… Haklı bir kavgaları vardır bilirim… Ekmek kavgası… Gene de kornalar! Bazen dayanılmazdır!
Fren sesi…
Bu sesten nefret ediyorum!
Kim nefret etmez ki!
Bu sesi duyduğunuz da hemen kapatırsınız gözlerinizi… Göreceklerinizden korkarak…
Gözlerimi açtım ve hemen balkona koştum…
Bir araba yolu ortalayarak durmuş, tam önünde de iki kişi yerde yatıyor…
Akan kanların kızıllığı, sokak lambalarının altında parlıyor adeta…
İkisi de kımıldamıyor! Ölmüş olabilirler mi?
Birkaç saniyede beynime üşüşen bu düşüncelerden kurtularak, hemen telefona doğru koştum..
Hangi numaraydı! Hızır acil… Beynim durmuş, ellerim tuşların üzerinde panik içersinde geziniyor.. -Doğru rakamlar neydi?
- 112 anne!
Kızımı seviyorum!
Çeviriyorum.. Düşmüyor..
Birkaç kez denedim.. Olmadı..
155…. Polis! Evet, onu aramalıyım…
Açan polis memuruna bağırıyorum!
- İki kişi… Yaralı mı ölmüşler mi bilmiyorum! Kaza var! Ambulans lazım!
- Biliyoruz hanımefendi.. Telaşlanmayın kavga olmuş.. Geliyor ambulans…
- Ne kavgası! Kaza değil mi?
- Siz sakin olun! Merak etmeyin ambulans yolda..
Ambulans yolda… Bense merdivenlerden aşağıya koşuyorum… Ne yapabileceksem, onu da bilmiyorum… İlk yardım konusunda ne biliyoruz? Kulak dolgunluğu ve filmlerde gördüğümüz birkaç şey… Kendime küfrediyorum…
Bu arada aşağıya indim… Yaralılara baktım… Onları evirip çevirmek isteyenleri engelledim… Ambulans gene kadar başlarında dikildim gardiyan gibi…
Vee öğrendim…
Geçekten kaza değilmiş!
Pazarcılar kavga etmişler… Tekme tokat birbirlerine girmişler… Yerde acıyla kıvranan, her tarafından kanlar akan bu insanlara, sopalarla vurmuşlar… Hatta birinin söylediğine göre, öyle bir tekme atmış ki, -yolun tam ortasında, çevresi kan gölü olan adamcağızı gösteriyor bu sırada- suratına ve kafasına, ölmemesi mucizeymiş…
Sebep…
Ekmek kavgası…
Ertesi gün kurulacak olan pazarda, yer kavgası…
Şimdi şunu merak ediyorum…
Bu kavga burada bitecek mi?
Kendilerini ölesiye dövüp, arabalarına binerek kaçan kişileri, bu insanlar tanıyor!
Bunun rövanşı nerde bitecek!
Umarım karakolda ve mahkemede…
İnşallah!